İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki yöneticilerin de yargılandığı 436 sanıklı davanın celsesinde, metro ve reklam ihalelerine yönelik savunmalar alındı. Kanser tedavisi gördüğünü beyan eden sanığın yakalama emri mahkemece geri alınırken, eski belediye bürokratları ile şirket temsilcileri yöneltilen mali usulsüzlük suçlamalarını reddederek beraat talebinde bulundu.
Metro ve Altyapı İhalelerine İlişkin Beyanlar
Duruşmanın başlangıcında sanık kürsüsüne çıkan Erdinç Karataş, otuz yılı aşkın süredir inşaat sektöründe yer aldığını ve kamu yatırımlarında görev üstlendiğini bildirdi. Tutuklu yargılanan İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı’nın yönelttiği soruya yanıt veren Karataş, kamu kurumlarının belirlediği verilerle yaklaşık maliyeti yüzde 80-90 oranında tahmin edebildiklerini aktardı.
Eski Daire Başkanı’nın yönelttiği soru şu şekilde kayıtlara geçti:
“İhale sürecinde benim sizle ya da ortaklarınızla gizliliği ihlal edecek bir temasım oldu mu?”
Karataş ise bu soruya şu cevabı verdi:
“Kesinlikle olmadı”
Kirazlı-Halkalı metro projesine ilişkin iddialar kapsamında savunma yapan Can Karataş, AKM adlı firmanın personeli olduğunu, dosyada adı geçen şahısları tanımadığını ifade ederek beraatini talep etti. Ardından kürsüye gelen Erdinç Karataş da önceki anlatımlarını yineleyerek aklanma talebini mahkeme heyetine iletti.
Reklam İhaleleri ve Yakalama Kararının Kaldırılması
Reklam sektörü temsilcilerinin dinlendiği bölümde sanık Oygur, yöneltilen suçlamaların somut bir dayanağı bulunmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Biz ihaleye girip fiyat verdik, vermez olaydık. Usulsüzlük yaptığıma dair bir belge yoktur, suçlamayı kabul etmiyorum”
Ardından savunmasını tamamlayan sanık Gürsoy’a, tutuklu İBB Emlak İşleri Daire Başkanı tarafından soru yöneltildi:
“Bakanlıktan aldığınız alanlarla ilgili 2020 yılına kadar İBB’ye para ödediniz mi?”
Gürsoy yöneltilen bu soruya karşılık şu açıklamayı yaptı:
“Sadece reklam vergisi ödenmiştir”
Duruşmada söz alan reklamcı Delibaş ise kanser tedavisi sürecinin devam ettiğini vurgulayarak hakkındaki yakalama kararı ile yurt dışı çıkış yasağının sonlandırılmasını istedi. Mahkeme başkanı, Delibaş hakkındaki yakalama emrinin kaldırılmasına hükmetti.
Eski İBB Yöneticisinin Sorgusu ve Kredi Açıklaması
Eski İBB Genel Sekreter Yardımcısı Tuncay Önbilgin, görevde kaldığı 20 aylık sürenin pandemi koşullarında geçtiğini ve bu süreçte dört defa Covid-19 geçirdiğini dile getirdi. Şartnamelerin geçmiş dönem uygulamalarının devamı niteliğinde hazırlandığını belirten Önbilgin şu ifadeleri kullandı:
“Buna rağmen çalışma tempomuzu düşürmedik”
“İhaleler birkaç kişinin iradesiyle hazırlanıp sonuçlandırılmaz”
“O dönemlerde İBB ile çalışan arkadaşların da belirttiği gibi şartnameler eski dönem metinlerinin devamıdır”
“Kısa süreli tek satış fiyatının 10 yıla yayılmasıyla yapılan teorik bir hesaplamanın sonucudur”
Sorgu aşamasında söz alan İmamoğlu, Önbilgin’e hitaben göreve başlama sürecini sordu:
“Mali Hizmetler ve Emlak Daire sorumluluğu üstlendiniz. Bir nevi milyarlarca dolarlık bir kasanın size emanet edildiği görevi aldınız. Biz suç örgütü tarifi ile karşı karşıyayız. 2019 öncesi tanışıyor muyduk? Göreve başlamanız nasıl ilerledi?”
Önbilgin bu soruya şu şekilde yanıt verdi:
“Sizi daha önce hiç tanımıyordum. Öncesinde isminizi medyada duyuyordum”
İmamoğlu’nun şirket ödemelerine yönelik toplantı yapılıp yapılmadığı yönündeki sorusu üzerine Önbilgin ödeme hiyerarşisini açıkladı:
“Sizin görev süreciniz içinde şu ödeme listesini bir getir, ‘gelin bakalım şuradaki yüzlerce firmanın hangisini ödeyecekseniz bir bakalım’ diye bir toplantı yaptık mı?”
“Öyle bir sistem yok. Bizim kendi kurduğumuz sistemde önce vergi borcu ödenir. Onun mekanizmasını kurmuştuk. Kimsenin değiştirmesi mümkün değil. Öyle bir üslubunuz olmadı”
İddianamedeki sistem iddialarına ilişkin soruyu da yanıtlayan Önbilgin şu beyanda bulundu:
“Sistem diye bir şey üretilmiş. Bu ifadelerle birlikte iddia makamının yaratıcı üslubuyla literatüre geçmiş. Sizin döneminizde sistem diye bir dil, üslup yaşandı mı? Talimatımla biri gelip sistemden bahsetti mi?”
“Başkanım böyle bir şey olmaz. Öyle bir sistem olsa 1 yıl 8 ay çalışmaz, daha önce ayrılırdım”
İmamoğlu son olarak 50 milyar liralık dış kredi teminine ilişkin denetim süreçlerini sordu:
“Yurt dışından kredi teminini yaptık. Bu iddianamenin en yüklü rakamlarından birisi 50 milyar liralık. Ne tesadüftür ki iddia makamı bu konuda en uzman kişilere tek bir kelime dahi sormadı. Biz krediyi yurt dışından, dünyanın en önemli finans kuruluşlarından alacağız, yüksek denetime tabi olacağız ve o paraları firmalara boca edeceğiz ve orada harcatacağız. Tuncay Bey, bu kadar yüksek denetim altında böyle bir şey mümkün müdür?”
Önbilgin dış finansman harcamalarının proje bazlı yapıldığını belirterek cevabını tamamladı:
“Bu ödemeleri bizim belirli bir proje kapsamında olmayan bir şeye yapmamız söz konusu değildir”
Savunmaların ve avukat beyanlarının tamamlanmasının ardından duruşmaya öğle arası verildi.

